Flamenkonun gizemi

Haberi Paylaş

Hits: 40


İş Sanat sahnesi sezon kapanışını Jose Antonio Ruiz Dans Topluluğu’nun ‘Picasso’ gösterisiyle yapacak. Mavi, Pembe ve Siyah dönemlerinden oluşan ‘Picasso Manzaraları’ ve Endülüs ruhunu dansla anlatan ‘Flamenko Tutkusu’ olmak üzere iki bölümden oluşan gösteride sahneden tutku ve ritim yayılacak


İş Sanat 18. sezonuna, flamenko’nun yaşayan en büyük efsanelerinden Jose Antonio Ruiz’in ‘Picasso’ gösterisiyle veda ediyor. Uzun yıllar İspanya Ulusal Balesi’ne başkanlık eden Jose Antonio Ruiz’in kurduğu topluluk, Picasso gösterisinin dünya prömiyerini 2001 yılında Uluslararası Granada Dans ve Müzik Festivali’nde yapmıştı. O günden bugüne de, seyirciyi İspanyol ressamın hayatının farklı dönemlerine doğru gezintiye çıkarmaya devam ediyor. ‘Picasso Manzaraları’ ve ‘Flamenko Tutkusu’ başlıkları altında iki bölümden oluşan gösteride ilk bölüm Picasso’nun resminin evrelerini anlatarak renklerin özü ve sembolizmi üzerine odaklanıyor. İkinci bölümde ise Endülüs’ün ruhunu ve tutkusunu gitar, ritim ve vokaller eşliğinde yansıtıyor. 22 Mayıs akşamı İş Sanat sahnesinde izlenebilecek gösteri öncesinde eserin koreografı da olan ünlü dansçı Jose Antonio Ruiz, sorularımızı yanıtladı. HT Pazar’dan Selin Özavcı Tokçabalaban’ın haberi…

‘Picasso’ gösterisiyle amacınız neydi?

Yeni bir projeye başlarken, yola nereden çıkıp nereye varacağımızı kompozitör Jose Nieto ile analiz ederiz. Picasso projesinde sanatçının eserlerinin dönemlerini; ‘Mavi’, ‘Pembe’ ve ‘Siyah’ ile özdeşleştirerek oluşturduk. Picasso’nun renklerinden bir peyzaj oluşturmayı tasarlarken amacım onun eserlerinin reprodüksiyonlarını yapıp, belirli bir tabloyu yeniden yaratmak değil; Picasso’nun sanat hayatının farklı dönemlerini sembolize eden ilham kaynaklarını ortaya koymaktı. Koreografi neo klasik İspanyol dansı çerçevesinde yer alırken, sanatçının eserlerinin zamansızlığına gönderme yapıyor. Onun resimlerinin orijinal değerlerini ve mesajlarını koruma eğilimi gösteriyor.

Fikir nasıl ortaya çıktı?

Picasso sadece benim için değil, ülkemin hatta tüm dünyanın kültür mirası için anlamı büyük bir sanatçı. Onun eserlerinden bir performans yaratma fikri, International Festival of Music and Dance of Granada organizasyonundan geldi.

Sizin için favori Picasso eseri hangisi?

Aslına bakarsanız, onun birden fazla resmi benim için vazgeçilmez. Ne var ki özellikle Mavi döneminde ürettiği eserler, benim üretimimi de en çok etkileyen ve bana ilham verenler arasında yer alıyor. La Vida, Viejo Ciego Con Nino, Arlenquin Con Espejo, Familia de Saltimbanquis, Las Senoritas de Avinion ve kesinlikle El Guernica en sevdiğim resimleri.

Koreograf olmanın yanı sıra yıllarını sahneye vermiş bir dansçısınız… Sizin için hangisi daha önemli?

Biri, diğerinin sonucu olarak ortaya çıktı. Kariyerime dansçı olarak başladım ve kendime yol olarak koyduğum yaratıcı süreç boyunca sanatsal önceliklerim ve ilgim beni olduğum yere getirdi. Zaman içinde birbirini tamamlayan iki özellik halini alıp birbirleri olmadan devam edemediler. Aynı anda hem dans edip hem de koreografi tasarlamak kolay değil; bunun için tüm dansçılar koreograf olmaya heves etmez. Dansçı olarak büyük ustalarla birlikte çalıştığım yıllar içinde yeteneğimi geliştirmek için önemli şanslar elde ettim. Bir eserin doğumundan başlayarak, tüm o süreçte deneyimlediğim bakış açısını hem kendi ülkemde hem de dünyanın çeşitli yerlerinde farklı kültürlerle paylaşmak benim için bir sevinç kaynağı…

FLAMENKONUN GİZEMİ ONU TANIDIKÇA ARTAR

Bunca yıllık dans hayatından sonra sahne tutkusunu nasıl tanımlarsınız?

8 yaşımdan beri dans ediyorum, dünyaca ünlü dans topluluklarıyla birlikte sahne aldım. Sahneye her çıkışımda ilkmiş gibi heyecanlanıyorum. İlk günden bu yana sahnede olmanın büyüsünü hissettim ve buna saygı duydum bunun için de her zaman farklı hisler birbirine karıştı. Her toplulukla başka sahnelerde olmanın hissi bambaşka.

 “Mirasımızın ne kadar kıymetli olduğunun farkında değiliz. Halk şarkıları olmadan, ninniler olmadan, flamenko olmadan çok daha fakir oluruz…” Kültür mirasının ne kadar kıymetli olduğunu anlatan cümleler bunlar…

Eğer kültürel olarak bir yere varmak istiyorsanız nereden geldiğinizi bilmeli, gelişim için gereken adımları bunun üzerine kurmalısınız. Köklere saygının kültür mirasını korumaktaki önemi yadsınamaz, bunun için de Picasso’nun özellikle ikinci bölümünde farklı dans türlerinin bu gelenek duygusu altında nasıl bir araya geldiğini izlemek mümkün.

Bir sanatçı için, başarılı olduğunu hissettiren en önemli ödül nedir?

Yaptığınız işten kusursuzca tatmin olmak. Bunun için kazanılan ödülün karşılığı da her bir sanatçının aldığı risklere ve önceliklerine göre değişebiliyor.

Bunca yıldır sahnelerdesiniz; unutamadığınız bir sahne anınızı sorsam?

Her zaman en önemli ve unutulmazı, içten alkışların yükseldiği anlar… Bu işte heyecan verici ve hayranlık uyandırıcı anlar ve anılar hiç eksik olmuyor ama beni en çok heyecanlandıran, ömrü kısa süren sanat hayatı boyunca tüm zorluklara rağmen mücadele etmekten hiç vazgeçilmemesi!

İstanbul’a daha önce geldiniz mi?

İstanbul’a ilk kez 1995 yılında, Endülüs Balesi isimli performansı izlemeye gelmiştim. Şehrin tarihinden ve insanlarından özellikle de sizi her köşede bekleyen sürprizli halinden çok etkilenmiştim. Yeniden orada olacağım için çok mutluyum.

‘Flamenkoyu özel kılan gizemi’

Kültürleri bir araya getirme gücü olan flamenkoyu özel kılan nedir?

Flamenko saf bir his, bunu kelimelere dökmek hayli zor. Arkasındaki gizem, onu daha iyi tanıdıkça ve anladıkça sizi daha çok kendine bağlaması ve bu gizemin de artması olabilir.

Yeni kuşak dansçılara karakteristik tarzlarını bulmaları için öneriniz ne olur?

Dansçılar için kariyerleri boyunca fit olmak, cefa çekmeye hazır olmak ve disiplini elden bırakmamak bir zorunluluk. Çalışmaya hiç ara vermeden, onlara sunulanı dinlemeli ve kendi kariyerlerini yaratırken, tarzlarını özgünleştirerek kendi stilleriyle ayrılmalılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir