TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 168.894
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 6.435
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 159
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 5.932
Seyhan Güler Yazarlar

Gelenek ve Göreneklerimiz

Gelenek ve Göreneklerimiz Merhaba değerli okurlarım Bundan böyle güzel ülkemin güzellikleri , kültür ve sanatımızın temel taşları hakkında bilgilerle ve gelenek , görenek tarihi güzelliklerimize dair yazılarımla sizlerle olacağım.. “Bir..

Gelenek ve Göreneklerimiz

Merhaba değerli okurlarım

Bundan böyle güzel ülkemin güzellikleri , kültür ve sanatımızın temel taşları hakkında bilgilerle ve gelenek , görenek tarihi güzelliklerimize dair yazılarımla sizlerle olacağım..

“Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır”
der büyüklerimiz , yıllardır süregelmiş nice güzel sözler arasındadır ve bunun gibi nice anlamlı sözler ,gelenekler ve bizi biz yapan örf ve adetlerimiz vardır .

Kültür, tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü olarak tanımlanır.

Gelenek ise bir toplumda, bir toplulukta çok eskilerden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar olarak tanımlanır.

Gelenekler toplumların yaşantısında, milletleri diğer milletlerden ayıran özellikleridir. Toplumlar geleneklerini uzun zaman içinde kazanırlar ve benimserler. Gelenekler kolay kolay değişmez. Toplumların, kendi özlerinden sıyrılmadan devamlılığını sağlaması için, kültürlerini yeni nesillere aktarabilmesi gerekir. Bu gerekliliği de gelenekleri sağlar.

Gelenekler, kültürleri oluşturduğu gibi, kültürlerin yaşaması için de önemli unsurlardır. Kazanılan kültürel değerler, gelenekler sayesinde yaşatılır. Kültürün gelecek nesillere aktarılması da ancak yaşaması, yaşatılması ile mümkündür.

Geleneklerin toplum içerisinde bir yaptırım gücü vardır. Toplumdaki bireyler, devlet yasaları haricinde, geleneklerle oluşturulmuş toplumsal kurallara da uymak zorundadırlar. Geleneklerine uymayan bireyler, toplumdan dışlanır. Toplumdan dışlanmak istemeyen bireyler de, geleneklere uyma, dolayısıyla kültürünü devam ettirip gelecek nesillere aktarmak zorunda kalır.

Kültürün yaşaması ve geleceğe aktarılmasında geleneklerin önemi tam olarak bu noktada ortaya çıkar. Kültürün yaşaması ve devamı için gelenekler şarttır. Toplumu oluşturan bireylerin de toplumdan dışlanmamak için geleneklerine uyması, geleneklerin devamına ve kendinden sonraki kuşağa aktarılmasına vesile olur.

Sonuç olarak gelenekler, toplumun oluşturduğu kültürün yaşaması ve gelecek nesillere aktarılmasında önemli bir yere sahiptirler. Gelenekler, kültürün yaşaması ve devamı için birer araçtırlar.

Geçmişten Günümüze Örf ve Adetlerimiz

Örf ve adetler çok eski zamanlardan beri toplum içinde kabul görmüş yazısız kurallardır. Halk dilinde gelenek ve görenek olarak da bilinen bu kavramlar, yaşadığı toplumun özelliklerini yansıtır.

Nesilden nesle aktarılan adetlerimiz dahilinde saygı duymak, hoşgörü, anlayış, ahlak, yaşam tarzı gibi manevi duygular yer alır. Örf ve adetlerimizi birbirinden ayıran nokta; örf, toplumun genelini oluşturan bireylerin beraberce uydukları kurallar ve alışkanlıklar iken adet, toplumu oluşturan bireylerin yaşam tarzlarının çevre faktörleri ile oluşmasıdır.

Ben de geçmişte hayat bulan bazı örf ve adetleri sizler için paylaşmak isterim ,

Zimem defteri (veresiye defteri )

Zimem defteri günümüzde hepimizin bildiği veresiye defteridir. Ramazan’da zenginler, bakkal, manav gibi alışveriş yapılan yerlere gider, defterden rastgele sayfa koparır “Silin borçlarını, Allah kabul etsin” derlerdi.

Kahve
Turk_Kahvesi

Günümüze gelen en bilindik adet kahvedir. Eskiden kahvenin yanında su getirilir, misafir, toksa önce kahveyi alır; aç ise suyu alırdı. Ev sahibi de ona göre ikramda bulunurdu.

Penceredeki çiçekler

Sokağa bakan pencerede, sarı çiçek görürseniz bunun anlamı “Bu evde hasta var, kapının önünde ya da sokakta gürültü yapma” demekti. Kırmızı çiçek ise “Bu evde gelinlik çağına gelmiş, bekâr kız var. Evin önünden geçerken küfür etme ve konuşmalarına dikkat et” demekti.

Sadaka taşı

Eskiden cami ve türbelerin önünde sadaka taşları bulunurdu. Gösterişi sevmeyen zenginler, sadakalarını taşlara bırakır, ihtiyacı olan da gece gelip alırdı. Böylelikle geçim sıkıntısı çeken ve çalışma gücünde olmayan insanlar, dilenmekten kurtulmuş olurdu.

Toplum içerisinde yer alan her ailenin, her memleketin kendine özgü örf ve adetleri olabilir. Burada önemli olan toplumun tamamının çağa uygun gelenek ve göreneklere uymasıdır. Toplumun gelişimi, özgünlüğü ve zaman içinde yitip gitmemesi için örf ve adetlerimizi unutmamalıyız.

SEVGİLERİMLE……

SEYHAN GÜLER

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL