Aysima Güler Yazarlar

ÇOCUKLARIN GELİŞİMİNDE OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ

ÇOCUKLARIN GELİŞİMİNDE OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ BU GÜZEL BAYRAM GÜNÜNDE ÖNCELİKLE TÜM OKURLARIMIN RAMAZAN BAYRAMINI EN İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLARIM. HEPİMİZİN KIYTMELİSİ ÇOCUKLARIMIZIN EĞİTİMİ GELİŞİMİ ŞÜPHESİZ ANNE VE BABALAR İÇİN ÇOK..

ÇOCUKLARIN GELİŞİMİNDE OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ

BU GÜZEL BAYRAM GÜNÜNDE ÖNCELİKLE TÜM OKURLARIMIN RAMAZAN BAYRAMINI EN İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLARIM. HEPİMİZİN KIYTMELİSİ ÇOCUKLARIMIZIN EĞİTİMİ GELİŞİMİ ŞÜPHESİZ ANNE VE BABALAR İÇİN ÇOK ÖNEMLİ . OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDE İSE ANAOKULU VE KRESLEŞLERİN ÖNEMİNİ GELİN HEP BİRLİKTE İNCELEYELİM

Eğitimin hedefi etkin birey, etkin vatandaş yetiştirmektir. Eğitim sürecinde çocuğun, kendi bireyselliği korunurken toplumla bir bütün hâlinde ve toplumun gelişmesine faydalı sorumlu vatandaş olması da gerçekleştirilmelidir. Bu ise ancak temel bilgi, beceri, alışkanlıkların kazanıldığı okul öncesi yıllarından başlayarak çocukların öğrenme yaşantılarının kalitelerini arttırma yönünde gösterilecek dikkatli çabalarla mümkün olabilir. Bu nedenle okul öncesi yaşlarından itibaren çocukların büyüme, gelişme ve öğrenme ortamlarını nitelikli hâle getirmek gerekmektedir. Okul öncesi eğitim programı, yenilikçi, yaratıcı, kendi problemlerini çözebilecek kadar güçlü, olayları yaratıcı bir şekilde değerlendirebilen, kendilerinin ve diğer kültürlerin değer yargılarını ve anlayışlarını yorumlayabilen ve bütün bu özelliklerini insanlık adına kullanabilen bireylerin yetişmesine temel oluşturmalıdır. Okul öncesi eğitimin toplumsal gereksinimlerin karşılanmasında çok önemli bir sorumluluğu olduğu bilinmektedir.

Çocukların öğrendiklerinin kanıtı, yaşama aktarılan, gerekli olduğunda yerinde ve zamanında kullanılan deneyimlere dönüşmüş bilgiler, davranışlar, alışkanlıklar ve tutumlardır. Çocuklarda kazandırılmak ve geliştirilmek istenenler sadece davranışlar değildir, duyular ve duygular etkili programların hedefleri içinde bilinçli bir şekilde yer almaktadır. Program hedefleri gereksinimlere göre değiştirilebilir, geliştirilebilir. Hedefler, programın içeriğinin belirlenmesinin nedenlerini oluştururlar. Hedefler ne yapacağımızın gerekçelerini, dayanaklarını belirtirler. Hedefler, her çocuğun bireysel gereksinimleri doğrultusunda bireysel planlar yapabilecek kadar esnek kullanılmalıdır. Bütün çocuklar gelişimin farklı alanlarındaki tüm evrelerden geçerler. Ancak aynı gelişimsel süreçten geçmelerine karşın her çocuğun bu evrelerden aynı hızda geçmesi mümkün değildir. Bu durumda çocukların takvim yaşlarından ziyade gelişimsel yaşlarının program hedeflerine yansıtılması düşünülmelidir. Aynı sınıfta aynı takvim yaşında olduğu hâlde birkaç farklı yaş diliminin özelliklerini yansıtan çocuklar bulunabilir. Öğretmenler, çocukların bu gelişimsel yelpazede bir dağılım gösterdiğinin farkında olmalı, gerekli değişiklikleri ve düzenlemeleri yapabilmek için hazırlıklı bulunmalıdırlar. Cartwright, çocukların aynı anda aynı şeyi aynı yöntemlerle öğrenmesini beklemenin, çocukların bireysel öğrenme becerilerini, öğrenme biçimlerini, gereksinimlerini ve ilgilerini göz ardı etmek olduğunu vurgular. Teoride çocukların gelişimsel gereksinimlerinin temel alınmasını önermek kolay ve kabul edilebilir olsa da pratikte bunu gerçekleştirmek zor olabilir. Özellikle sınıftaki tüm çocukları aynı anda aynı etkinliklerle eğitmeye koşullanmış öğretmenler için, çocukların farklılıklarına cevap verecek çeşitlilikte gelişimsel programları hazırlamak ve uygulamak ciddî bir anlayış değişimini gerektirir. Bu da öğretmenlerin sınıf içinde üstlendikleri rollerle ilgili bir değişimdir. Sınıfta tüm öğrenme sürecini kendisine odaklayan geleneksel öğretmen, çocuğun kendi kendine öğrenme fırsatlarını kullanabileceğini düşünemediği için çocukların başında olması gerektiğine inanır. Aynı anda birkaç yerde olamayacağını düşünerek çocukları farklı öğrenme olanaklarıyla karşılaştırma yerine kendisinin kurguladığı, kendisinin yönettiği yapılandırılmış tek bir öğrenme ortamında tek bir yöntemle öğrenmeyi zorunlu bırakır. Öğretmenler, programın bireysel olarak çocuklara indirgenmesi durumunda çocukları kontrol etmede sorunlarla karşılaştıklarını öne sürmektedirler. Programın tüm sorumluluğunu eğitimcilerin üstlendiği durumda öğretmenler bu kaygılarında haklı olabilirler. Öğretmenler çocukların öğrenme özgürlüklerini kullandırmalıdırlar. Aksi durumda yani öğretmen güdümlü öğrenme ortamlarında öğrenme, öğretmenin varlığında gerçekleşir. Öğrenme öğretmene bağımlıdır. Ancak çocukların kendi yaratıcılıklarını kullanabilecekleri kendi tercihleriyle yönlendirebilecekleri oyun ve etkinlik temelli programlarda, çocukların öğrenme sorumluluğu çocuğun kendisine aittir. Çocuklar aktivite merkezlerinde / ilgi köşelerinde malzeme ile, arkadaşları ile etkileşim içinde öğrenirler. Bu durumda öğretmen sadece öğrenme ortamını çocuğun gereksinimlerine göre planlamaktan ve düzenlemekten sorumlu kişidir. Öğretmen güdümlü programların aksine çocukların aktif olarak katılım gösterdikleri yaratıcı oyun programlarında eğitsel hedefler çocuklara kolaylıkla indirgenebilir.

Çocukları birbirinden farklı kılan sosyal, duygusal, düşünsel, zihinsel özellikleri ve eğilimleri vardır. Programların bireyselliğe verdiği önem, çocuklar arasındaki normal dışı olan özel durumların tespit edilmesinde de avantajlar sağlar. Erken dönemde tespit edilen özel durumların ‘özür ve ileri olma durumları’ iyileştirilmesinde ya da geliştirilmesinde bireyselleştirilmiş program hedefleri çok işe yarar. Etkili ve başarılı programlar, çocuk gelişimi ilkelerini program geliştirme ilkeleri olarak kabul eden programlardır.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)